KDV Kanunu’nun 24/c maddesinde; vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzeri adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğu hükme bağlanmıştır.
KDV Genel Uygulama Tebliği’nin “III/A-5.3. Kur Farkları” bölümünde ise teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı tarafından fatura düzenlenmek ve faturada gösterilen kur farkına, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanacağı, yıl sonlarında ve geçici vergi dönemlerinde, KDV uyarınca yapılan değerlemeler sonucu oluşan kur farkları üzerinden KDV hesaplanmayacağı belirtilmiştir.
DANIŞTAY KARARLARINDA
KDV Kanunu’nun 24. maddesinde, KDV’nin matrahına dahil unsurlar arasında yer verilmeyen kur farklarının, düzenleyici işlemle, matraha dahil edilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığını belirterek kur farklarına KDV hesaplanmayacak kararları vermiştir.
Ancak MALİYE İDARESİ’ nin görüşü ise
Kur farklarının Kanunun 24/c maddesinde düzenlenen vade farkı ile aynı anlama geldiği bu nedenle kur farklarının da KDV’ye tabi olması gerektiği yönündedir.
Buna göre;
- Bedeli döviz cinsinden belirlenen satışlarda, satış bedelinin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra tahsil edilmesi durumunda, lehe ortaya çıkan/çıkacak kur farkının matrahın bir unsuru olarak vergilendirilmesi,
- Söz konusu kur farkı için satıcı tarafından fatura düzenlenmesi ve teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanması,
Gerektiği yönündedir. Bu nedenle kur farklarına KDV hesaplanması uygulamasına devam edilecektir.