Tunahan SOYLU
Yeminli Mali Müşavir
1-GİRİŞ
Türk vergi sisteminde yatırımları özendirerek istihdamı, üretimi dolayısıyla da milli geliri arttırmak için çeşitli teşvikler bulunmakla beraber bunlardan birisi belki de en önemlisi bir vergi istisnası olan yatırım indirimidir. Yatırım indirimi 1963 yılında vergi mevzuatımıza girmiş olup, çeşitli tarihlerde değişikliklere uğrayarak günümüze kadar gelmiştir. Son olarak da yayım tarihi 08.04.2006 olan 5479 sayılı kanun ile 01/01/2006 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.
Ancak hem iş dünyasından gelen talepler hem de küresel kirizin etkilerini azaltmak amacıyla yatırım indirimi müessesi öncekilere benzemekle birlikte birçok yenilikle 18.2.2009 tarihinde kabul edilen 5838 sayılı yasanın 9. maddesiyle ‘indirimli kurumlar vergisi’ adıyla yeniden ihdas edilmiştir. Konuya açıklık getirecek olan tebliğ henüz yayınlanmamakla beraber konunun ana hatları yasa maddesinde yer almaktadır.
2-İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİNDEN KİMLER YARARLANABİLECEK
Yasada hem kurumlar vergisi mükelleflerinin hem de gelir vergisi mükelleflerinin indirimli kurumlar vergisinden yararlanacağı belirtilmiştir.
Ancak gelir vergisi mükelleflerinin işletme hesabı esasına göre defter tutmaları halinde bu imkandan yararlanıp-yararlanamayacakları yasadan anlaşılmamaktadır. Öte yandan serbest meslek kazancı elde eden mükellefler ile ilgili bir düzenleme de yapılmamıştır. Kanaatimizce gelir vergisi mükelleflerinden sadece bilanço esasında defter tutanlar bu imkandan yararlanacaktır. Dolayısıyla bu konu tebliğde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Dar mükellef kurumlar için bir açıklama yer almamakla beraber yararlanabilecekleri anlaşılmaktadır. Çünkü yararlanamayacak mükellefler arasında sayılmamışlardır.
3- İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ UYGULAMA ŞARTLARI
Mükelleflerin bu imkandan yararlanmaları için her şeyden önce hazine müsteşarlığından ‘yatırım teşvik belgesi’ almaları gerekmektedir.
İndirimli oran, mükellefin başka faaliyeti bulunması durumunda sadece teşvik belgesi kapsamında yapılan yatırımlardan elde edilen kazançlara uygulanacaktır.
İndirimli kurumlar vergisi uygulamasına yatırımın tamamen bitmesi beklenilmeyecek, kısmen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren başlanılabilecektir.
İndirimli kurumlar vergisi uygulamasının kaç yıl olduğu net olarak belirtilmemiş olup, “yatırıma katkı tutarı”na ulaşıncaya kadar uygulanacağı belirtilmiştir. Yatırıma katkı tutarından ne anlaşılması gerektiği ise Kanunda yatırımların, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla Devletçe karşılanacak tutarını gösterdiği belirtilmektedir. Bu tutarın yapılan toplam yatırıma bölünmesi suretiyle bulunacak oran ise “yatırıma katkı oranı” olarak ifade edilmektedir.
İndirimli kurumlar vergisi uygulaması bütün illerde ve bütün sektörlerde aynı oranlarda uygulanmayacaktır. Bu konuda bakanlar kuruluna yetki verilmiştir.
Yatırıma katkı oranını da bakanlar kurulu belirleyecektir. Bakanlar kurulu bu yetkisini her bir il için %25’i geçmeyecek şekilde kullanacaktır. Eğer yatırım tutarı 50 milyon türk lirasını geçecek düzeyde büyük olacak olursa yatırıma katkı oranını %45’e kadar çıkarabilecektir.
Bu yatırımlardan elde edilen kazançlar üzerinden hesaplanacak verginin oranı konusunda da Kanun’da bir belirleme yapılmamış, Bakanlar Kurulu’na yetki verilmiştir. Buna göre yukarıda yer alan kriterler çerçevesinde Bakanlar Kurulu kurumlar vergisi oranını % 90’a kadar indirimli olarak uygulatabilecektir. Buna göre yatırımın büyüklüğü, bulunduğu yer gibi kriterlere bağlı olarak Bakanlar Kurulu tarafından belirlenebilecek en düşük kurumlar vergisi oranı % 2 olmaktadır.
Kanunda gelir vergisi mükelleflerinin de bu düzenlemelerden yararlanabileceği belirtilmiştir. Gelir vergisi tarifesi artan oranlı olduğundan dolayı mükelleflerin kazançları arttıkça kazanca uygulanacak gelir vergisi oranı da artmaktadır. Yapılan açıklamalara göre gelir vergisi mükelleflerinin kazançlarının tekabül ettiği gelir vergisi oranı üzerinden bakanlar kurulunca %90’a kadar indirimli uygulatma imkanı verilmiştir. Bu durumda en düşük gelir vergisi oranı %1,5, en yüksek gelir vergisi oranı da %10 olmaktadır.
Ancak hemen belirtmeliyiz ki; işletme hesabı esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefleri ile serbest meslek faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanların bu yasadan yararlanıp-yararlanamayacakları açıkça belirtilmemiştir. Sanıyoruz bu konu yayımlanacak olan tebliğde açıklığa kavuşturulacaktır.
4-İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİNDEN YARARLANAMAYACAK MÜKELLEFLER ve YATIRIMLAR
Yukarıda belirttiğimiz şartları taşısalar dahi bazı mükellefler ve yatırımlar ‘İndirimli Kurumlar Vergisi’nden yararlanamayacaklardır. Bu mükellefler ve yatırımlar yasa maddesinde;
- Finans ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar,
- İş ortaklıkları,
- Taahhüt işleri yapanlar,
- 4283 sayılı Kanun kapsamında (yap-işlet modeli) elektrik enerjisi üretim tesisi yatırımları,
- 3996 sayılı Kanun kapsamında (yap-işlet-devret) yapılan yatırımlar
- Rödovans sözleşmelerine bağlı olarak yapılan yatırımlar,
olarak sayılmaktadır.
Ayrıca Bakanlar Kurulu’na yatırım harcamaları içindeki arsa, bina, kullanılmış makine, yedek parça, yazılım, patent, lisans ve know-how bedeli gibi harcamaların oranlarını ayrı ayrı veya topluca sınırlandırma yetkisi de verilmektedir.
5-YATIRIMIN BİRDEN FAZLA İLDE YAPILMASI DURUMUNDA İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ
Önceki bölümde açıklandığı üzere; indirimli kurumlar vergisi uygulaması illere ve bölgelere göre farklılık arz edecek şekilde düzenleme yapılmış olup, bu konudaki belirleme yetkisi de bakanlar kuruluna verilmiştir.
‘Yatırıma katkı oranı’ ve ‘vergi oranı’ farklı illerde aynı mükellef tarafından yapılan yatırımlarda, toplam yatırımın her bir ile isabet eden oranına göre ilgili ilin ‘yatırıma katkı oranı’ ve ‘indirimli vergi oranı’ uygulanacaktır.
6-TEVSİ YATIRIMLARA DA İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ UYGULANABİLİR
İndirimli kurumlar vergisi uygulaması esas itibariyle yeni yatırımları teşvik etmek amacıyla ihdas edilmektedir. Ancak belli şartların sağlanması halinde tevsi yatırımların da indirimli kurumlar vergisinden yararlanması sağlanmıştır. Bu şartlar şunlardır;
Ø Tevsi yatırımlarında, elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilebilmesi gerekir.
Ø Kazancın ayrı bir şekilde tespit edilememesi halinde ise indirimli oran uygulanacak kazanç, yapılan tevsi yatırım tutarının, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına (devam eden yatırımlara ait tutarlar da dahil) oranlanması suretiyle belirlenir.
Ø Bu hesaplama sırasında işletme aktifinde yer alan sabit kıymetlerin kayıtlı değeri, yeniden değerlenmiş tutarları ile dikkate alınır. İndirimli oran uygulamasına yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği geçici vergi döneminde başlanır.
7-İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ UYGULAMASINA İLİŞKİN ŞARTLARI TAŞIMAYANLARA UYGULANACAK CEZA
Yukarıdaki bölümlerde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; indirimli kurumlar vergisinden yararlanmak belli şartlara bağlanmıştır. Bu şartların birinin yada daha fazlasını temin etmeden bu imkandan yararlanan mükellefler eksik tahakkuk ettirdikleri vergileri gecikme faizi ile birlikte ödemek zorunda kalacaklardır.
Ancak zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı cezası uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu düzenleme 213 sayılı VUK’un 341 ve 344. maddelerine aykırı olmakla beraber mükelleflerin lehine olduğu için ihtilaf konusu olmayacaktır.
8-YATIRIMIN DEVRİ HALİNDE İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ
Yatırımın faaliyete geçmesinden önce devri halinde, devralan kurum, aynı koşulları yerine getirmek kaydıyla indirimli vergi oranından yararlanabilecektir. Yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçmesinden sonra devri halinde ise devir tarihine kadar devreden, devir tarihinden sonra ise devralan aynı koşulları yerine getirmek kaydıyla yatırıma katkı tutarının kalan kısmı için indirimli orandan yararlanabilecektir.
9-5838 SAYILI YASAYA GÖRE YAPILAN TEŞVİK BELGELİ YATIRIMLARA HAZİNE ARAZİSİ TAHSİS EDİLEBİLECEKTİR
5838 sayılı yasanın 23. maddesine göre hazine taşınmazlarının mükelleflere yatırım amaçlı olarak tahsis edilebilmesi için;
Ø Talep edilen taşınmazın bulunduğu ilçenin mülki sınırları içindeki organize sanayi veya endüstri bölgelerinde bu yatırımlar için tahsis edilebilecek boş parsel bulunmaması,
Ø Gerçekleştirilecek yatırımın toplam tutarının, talep edilen taşınmazların maliki idarelerce takdir edilecek rayiç değerinin tarım ve hayvancılık yatırımları için 1, turizm yatırımları için 2, diğer yatırımlar için 3 katından az olmaması,
Gerekmektedir.
Bu şartları taşıyan mükelleflere; Hazineye, özel bütçeli idarelere, il özel idarelerine veya belediyelere ait arazi veya arsaların üzerinde 49 yıl süreli bağımsız ve sürekli nitelikli irtifak hakkı tesis edilebilecektir.
Ancak irtifak hakkı tesis edilemeyen devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlar üzerinde ise aynı şartlarla 49 yıl süreli kullanma izni verilebilecektir. (6831 sayılı Orman Kanunu’na tabi alanlar hariç)
Öte yandan İrtifak hakkı tesis edilecek veya kullanma izni verilecek taşınmazlar üzerindeki kamuya ait ve ihtiyaç dışı bina ve müştemilat ile üzerinde henüz faaliyete geçmemiş yatırım bulunan arazi veya arsalar da yatırımcılara tahsis edilebilecektir.
‘İrtifak hakkı’ tesis edilecek veya ‘kullanma izni’ verilecek taşınmazlardan imar planı bulunmayanların planları ile uygulama projeleri, bedelsiz olarak verilen ön izin süresi içinde yapılacaktır. Ön izin süresi de iki yılı geçemeyecektir.
Yukarıda saydığımız şartları taşıyarak kendisine arazi tahsisi yapılan mükelleflerin belirlenen şartlara uymadığının veya mücbir sebepler hariç öngörülen sürede yatırımın tamamlanmadığının tespiti halinde, herhangi bir yargı kararı aranmaksızın irtifak hakkı veya kullanma izni iptal edilebilecektir. Bu durumda taşınmaz üzerindeki tüm yapı ve tesisler sağlam ve işler durumda tazminat veya bedel ödenmeksizin taşınmaz maliki idareye intikal edecek ve bundan dolayı hak lehtarı veya üçüncü kişilerce herhangi bir hak ve talepte bulunulamayacaktır.
Ancak, öngörülen sürede yatırımın en az yüzde ellisinin gerçekleştirilmesine rağmen yatırımın tamamlanmaması veya öngörülen istihdam sayısına yüzde onu aşan oranda uyulmaması halinde ise irtifak hakkı veya kullanma izni bedelleri için sağlanan indirimler iptal edilecek ve iptal tarihinden itibaren ayrıca hasılat payı alınacaktır.
Yukarıda belirttiğimiz üzere mükelleflere tanınabilecek İrtifak hakkı veya kullanma izni süresi 49 yıl olarak belirtilmiştir. Bu sürenin sonunda mükellefler makine, teçhizat ve demirbaşlar hariç diğer yapı ve tesisleri taşınmaz maliki idareye devredeceklerdir. Ancak mükelleflerin talep etmesi halinde ise genel hükümlere göre doğrudan ya irtifak hakkı tesis edilecek yada kullanma izni verilecektir.
10-HAZİNEYE AİT TAŞINMAZLAR BELLİ ŞARTLARDA YATIRIMCILARA DEVREDİLEBİLECEKTİR.
Her şeyden önce belirtmeliyiz ki; yatırımcılara devredilmesi mümkün olan taşınmazlar sadece hazineye ait olan taşınmazlardır. Özel bütçeli idarelere, il özel idarelerine veya belediyelere ait taşınmazların devri mümkün değildir.
Hazine taşınmazlarının devredilebilmesi için de;
-Yatırım tarım ve hayvancılık dışında olmalıdır.
-Yatırım tutarı ez az 50 milyon USD karşılığı olmalıdır.
-Yapılacak yatırım ile ez az 100 kişiye istihdam sağlanmalıdır.
-Yatırım tutarı taşınmazın rayiç değerinin ez az 3 katı olmalıdır.
Bu şartları taşıyan yatırımcılara hazine taşınmazları harca esas değer üzerinden doğrudan satılabilecektir. Ancak tapu kütüğüne amacı dışında kullanılmayacağına dair şerh konulacaktır.
11-SONUÇ
Yatırımları teşvik etmek bölgesel farklılıkları ortadan kaldırmak ve küresel krizin etkilerini minimize etmek amacıyla 5838 sayılı yasa ile ihdas edilen ‘İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ’sini irdelediğimiz makalemizde özetle aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Ø Hem gelir hem de kurumlar vergisi mükellefleri indirimli kurumlar vergisinden yararlanabilecektir.
Ø İndirimli Kurumlar vergisinden yararlanmak için yatırım teşvik belgesi almak zorunludur.
Ø İndirimli Kurumlar vergisi uygulaması illere ve bölgelere göre farklılık arz etmekte olup, bakanlar kurulu bu konuda belirleme yetkisine sahiptir.
Ø Bazı sektör ve mükellef grupları indirimli kurumlar vergisinden yararlanması mümkün değildir.
Ø Tevsi yatırımları da indirimli kurumlar vergisinden yararlanabilecektir.
Ø Şartları taşımadığı halde indirimli kurumlar vergisinden yararlanan mükellefler eksik tahakkuk ettirdikleri vergileri Vergi ziyaı Cezası uygulanmaksızın gecikme faizi ile birlikte ödemek zorunda kalacaklardır.
Ø Yatırımın tamamlanmadan devri halinde devralan mükellef şartları sağlaması kaydıyla İndirimli kurumlar vergisinden yararlanabilecektir.
Ø 5838 sayılı yasa kapsamında yatırım yapanlara belli şartlarda hazine arazisi de tahsis edilebilecektir.
http://www.bilgilidenetim.com/yatirim-indirimi-indirimli-kurumlar-vergisi-adiyla-geri-geldi.html sitesinde yayınlanmıştır.